psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım Forum Ana Sayfa psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım
Psikolojinin ilgi alanına giren herşey, Uzman Danışmanlık.
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Cinsel İstismar Davranışı Gösteren Ergenler

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım Forum Ana Sayfa -> Psikiyatri Makaleleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ads






Tarih: Sal Oca 23, 2018 2:04 pm    Mesaj konusu: Ads

Başa dön
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Pts Hzr 11, 2012 4:08 pm    Mesaj konusu: Cinsel İstismar Davranışı Gösteren Ergenler Alıntıyla Cevap Gönder

Cinsel İstismar Davranışı Gösteren Ergenler: Olgusal Gözden Geçirme


Bu makalenin amacı diğer çocukları cinsel olarak istismar ettiği için psikiyatriste getirilen ve öykülerinde cinsel istismar belirlenen iki erkek ergen olguyu sunmak ve ilişkili olabilecek psikososyal etmenleri irdelemektir

Cinsel İstismar İstatistikleri
Amaç: Araştırmalar cinsel istismara uğrayan erkek çocukların %50’sine, kız çocukların %25-30’una cinsel istismarda bulunan kişinin ergen olduğunu, genel toplamda cinsel istismar eylemlerinin %30-40’ının ergenler tarafından gerçekleştirildiğini göstermiştir.

Bu yazı, kendileri de daha önce cinsel istismara maruz kalmış olan ve cinsel istismar davranışı gösteren iki ergen olguyu sunmayı ve bu olgular temelinde cinsel istismar davranışı gösteren ergenlerle ilgili yayınları gözden geçirmeyi amaçlamıştır.

Yöntem: Cinsel istismar davranışı gösteren ergenlerle ilgili ulusal ve uluslararası yayınlar gözden geçirilerek sonuçlar özetlenmiştir.

Sonuçlar: Çocuklar ve ergenler tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar davranışlarıyla ilgili olarak batılı ülkelerde giderek artan farkındalık ve bilgi birikimi olmasına karşın, ülkemizde konuyla ilgili bilimsel veriler azdır. Cinsel istismar davranışı gösteren ergenler her sosyoekonomik düzeyden, ırktan, dinden, etnik kökenden ve kültürel gruptan olabilmektedir. Onda dokuzu erkektir ve normal popülasyonla kıyaslandığında daha sıklıkla fiziksel, cinsel ya da başka bir biçimde istismara uğramışlardır. Çoğunlukla bozuk aile yapıları vardır ve psikiyatrik bozukluk görülme oranları yüksektir. Tartışma: Ergende saldırgan cinsel davranışların gelişmesinde bozuk aile yapısı, istismara uğramış olma, erkek cinsiyet, psikiyatrik bozukluk olması önemli etmenlerdir.

Çocukları cinsel olarak istismar eden çocuklarla ilgili birkaç makalenin yayınlandığı 1980’li yıllara kadar cinsel istismarın önlenmesinde ve tedavi yaklaşımlarında “istismarcıya dönüşen mağdurlar” ve “cinsel istismar davranışı gösteren çocuklar ve gençler” ihmal edilen konulardı (Ryan 2000). Bu çocuklar için Johnson “cinsel istismarcı çocuklar” (children who molest ) ve Friedric “cinsel-saldırgan çocuklar” (sexuallyaggressive children) terimlerini kullanmıştır(Johnson 2000).

Cinsel istismar; ergen ya da çocuk tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine bakılmaksızın onay ve eşitliğin olmadığı durumlarda, zorlama, tehdit, oyun oynama, hile ya da kandırma sonucu oluşan her türlü cinsel eylem olarak tanımlanmaktadır (Shaw 1999).

Tekrarlayıcı müstehcen telefon konuşmaları, teşhircilik, sürtünmecilik gibi nispeten hafif tacizkar davranışları içerebilir. Bununla birlikte, ergenler tarafından gerçekleştirilen cinsel istismarlarda yetişkinlerde görüldüğünden daha yüksek oranda cinsel birleşme girişimi, genital-genital temas ve genital-anal teması içeren cinsel eylemler bildirilmektedir (Allard-Dansereau ve ark. 1997, Fehrenbach ve ark. 1986).

Bazı çocuk ve ergenlerin diğerlerini cinsel olarak istismar etmelerinin nedenlerini açıklamaya yönelik pek çok teori ileri sürülmüştür. Ancak çocukta cinsel saldırgan davranışların neden ortaya çıktığını açıklayan net ve basit bir formül yoktur. Günümüzde en çok kabul gören açıklama çocuk ve ergende istismar edici davranışları, cinselliğe ve şiddete maruz olma, cinsel istismara uğrama, pornografik yayınların erken yaşta izlenmesi ve saldırgan aile rol modelleriyle birlikte yaşama gibi pek çok etmene bağlayan “öğrenme teorisi”dir (Ryan ve Lane 1997).

Cinsel istismar davranışı gösteren erkek çocukların %50-75’inin, kız çocukların ise hepsinin daha önce cinsel olarak istismara uğradığı bildirilmektedir (Johnson 2000). Ayrıca bu çocukların hemen hepsinin duygusal olarak ihmal edildiği, büyük çoğunluğunun da fiziksel istismara uğradığı anlaşılmıştır.

Pek çok yazar cinsel işlev bozukluk ve sapmalarının örseleyicivi travmatik çocukluk çağı yaşantılarıyla ilgili olduğuna dikkat çekmiştir (Courtois 2000,Doğan 2005, Doğan 2006, Maltz 2000). Özellikle parafililer ve cinsel obsesyonlar söz konusu olduğunda bağlantının daha kuvvetli olduğu öne sürülmüş ve bu durum "çocukluk çağı travmalarının erotizasyonu" olarak adlandırılmıştır (Kaplan 1995).

Kaplan 20 yıl boyunca yaptığı 7000'den fazla cinsel muayenede sadistik ve mazokistik seksüel fantezileri ya da yaşantıları olan bütün hastaların istisnasız olarak çocukluklarında zalimce durumlara maruz kaldıklarını bildirmiştir. Cinsel obsesyonları, çarpık cinsel fantezileri olan ya da parafilik cinsel davranışlar sergileyen hastaların, aile ve psikoseksüel öyküleri gözden geçirildiğinde yaşamın erken evrelerinde korku, tiksinme, öfke objesi olan kişi ve olayların sonunda cinsel istek objesine dönüşebildiği görülmektedir. Daha spesifik olarak söylersek çocuklar bazen acı verici ve olumsuz deneyimleri erotize etmektedirler. Bununla birlikte, Van Outsem (2007) gözlemsel çalışmaları gözden geçirdiği çalışmasında, cinsel istismar davranışı gösteren ergenlerin %60’ının psikolojik ve gelişimsel olarak olarak “normal” sınırlarda olduğu, %40’ında ise cinsel, sosyal ve/ya da psikolojik bir sapma olduğu sonucuna varmıştır.

Son yıllarda ülkemizde çocukluk istismarı ile ilgili bilimsel çalışmalarda artış dikkati çekmektedir. Yayınlar gözden geçirildiğinde, çocuk istismarının tarihçesi, görülme sıklığı, patofizyolojisi, tipleri, tanınması ve klinik olarak değerlendirilmesi, eşlik eden psikiyatrik bozuklukların nitelikleri, tedavisi, prognozu ve önlenmesi ile ilgili çalışmalar olduğu gözlenmektedir (Güz ve ark. 2003, Kara ve ark. 2004, Yılmaz ve ark. 2003, Zoroğlu ve ark. 2001). Spesifik olarak çocukluk çağı cinsel istismarına değinen yazarlar ise değişkenlik gösteren psikiyatrik semptomatolojinin varlığında ve tedaviye dirençte cinsel istismara yönelik değerlendirmenin önemi, çocukluk cinsel istismarı tanısında yaşanan güçlükler ve cinsel istismar öyküsünün erişkin dönemdeki cinsel işlevler ile prognoz üzerindeki etkileri konusunda veriler bildirmektedirler (Doğan 2006, Karakaya ve ark. 2005, Öztürk 1993). Ayrıca çocuğu cinsel istismara uğrayan anne-babalarına psikiyatrik-psikolojik yardım verilmesi konusunda modeller öneren, çocuk cinsel istismarına hemşirelik yaklaşımının nasıl olması gerektiğini ve cinsel travma sonrası oluşan ruhsal bozuklarla birlikte yeniden mağduriyeti tartışan yazılar da mevcuttur (Gölge 2006, Keskin ve Çam 2005, Sezgin ve ark. 1995). Bununla birlikte, ulaşılabilen kaynaklarda, ülkemizde cinsel istismar davranışı gösteren çocuk ya da ergenlerle ilgili herhangi bir veriye rastlanamamıştır.

Bu yazının amacı diğer çocukları cinsel olarak istismar ettiği için psikiyatriste getirilen ve öykülerinde cinsel istismar belirlenen iki erkek ergen olguyu sunmak ve ilişkili olabilecek psikososyal etmenleri irdelemektir. Ayrıca, “cinsel istismar döngüsü”nün kırılmasının önemine, çocuk ve ergenlerde cinsel davranışı değerlendirirken aşırı patolojikleştirme ya da görmezden gelmenin tehlikelerine, tedavi ve önleme konusunda önemli olabilecek etmenlere dikkat çekilecektir.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Pts Hzr 11, 2012 4:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

TARTIŞMA
Yapılan araştırmalar cinsel istismara maruz
kalan çocuklarda, olguların en az dörtte birinde
istismarcıların 18 yaşın altında olduğunu göstermektedir (Hutton ve Whyte 2006, Van Outsem
2007). Cinsel istismara uğrayan erkek çocukların
%50’sine, kız çocukların %25-30’una cinsel
istismarda bulunan kişinin ergen olduğu, genel
toplamda cinsel istismar eylemlerinin %30-
40’ının ergenler tarafından gerçekleştirildiği tahmin edilmektedir (Ryan 2000). Bu yazıda
sunulan ve kendilerinden küçük çocuklara cinsel istismarda bulunan olgular da 18 yaş altındadır. Üstelik olgulardan birisi daha önce, yine
bir ergen olan (15-16 yaşlarında) amcasının cinsel tacizine maruz kalmıştır.
Cinsel istismar davranışı gösteren ergenlerin
%40-80’inin cinsel, fiziksel ya da duygusal
olarak istismar edildiği, onda dokuzunun erkek
olduğu ve ilk istismar davranışlarını 15 yaşından, hatta 12 yaşından önce gerçekleştirdikleri
bildirilmektedir (Fehrenbach ve ark. 1986, Van
Outsem 2007). Olgularımızın cinsel istismarda
bulundukları sırada yaşlarının 12 ve 14 olduğu,
her ikisinin de erkek olduğu ve kendilerinin de
daha önce cinsel istismara uğradığı göz önüne
alındığında, bu özelliklerin literatür bulgularıyla
uyumlu olduğu görülmektedir. Cinsel istismar
davranışı gösteren ergenler her sosyoekonomik
düzeyden, her kültürel gruptan, her etnik ve
dini kökenden çıkabilmektedir. Bununla birlikte,
bu grup çocuk ve ergenlerin hemen hepsinde
herhangi bir türde istismar ya da bozuk aile
yapısı olduğu ve eşlik eden psikolojik/psikiyatrik bozukluğun varlığı en fazla vurgulanan bulgulardır ve bu özellikler olgularımızın nitelikleriyle uyuşmaktadır (Bourgon ve ark. 2005,
Brown 2000, Johnson 2000, Worling ve Langström
2003). Öte yandan, sorunsuz sosyal çevrelerden
gelen ve psikolojik olarak sorunsuz olan ergenlerin de cinsel istismar davranışı gösterebileceği
unutulmamalıdır (Ryan ve Lane 1997).
Ergenlerde, erişkinlere kıyasla parafilik ya da
sapkın cinsel davranış kalıplarına daha az rastlandığı ve tekrarlayıcı istismar davranışı
gösterme olasılıklarının düşük olduğu da belirlenen diğer özelliklerdir. Bir kez yakalandıktan
sonra, tekrar cinsel istismar davranışı gösteren
ergenlerin oranı %10-15 arasında bildirilmektedir (Worling ve Langström 2003). Yeniden
istismar davranışı gösterme oranının düşük
olması bu tür davranışların geçiş niteliğinde
olduğu şeklinde açıklanmaktadır (Moffitt 1993).
Olgularda, annelerin oğullarının eşcinsel olmasıyla ilgili yoğun kaygıları bulunması, doktora
başvuruda bu kaygının belirgin bir motivasyon
kaynağı olması kültürel etmenlerle ilişkili gibi
görünmektedir. Böyle bir kaygıyla gelen ailelere
gerekli bilgilendirme yapılmalı ve eşcinsel yönelim ile cinsel istismar davranışı arasında bir iliş-
kinin bilimsel olarak gösterilmediği vurgulanmalıdır. K’nın annesinin, oğlunun maruz kaldığı
cinsel tacizin adli makamlara yansımaması
konusunda yeterli açıklamalar getirememesi dü-
şündürücüdür. Anne, görüşme sırasında yapması gereken şikâyeti yapmış görünme kaygısıyla yanlış bilgi vermiş olabilir. Ailenin
şikâyette bulunmama olasılığını, elde somut
tecavüz bulgusu yokken haklılıklarını ispatta
zorluk, uzun ve yorucu yargı süreci ile K’nın
toplumda tecavüz kurbanı ve eşcinsel olarak
damgalanması kaygıları desteklemektedir.
Gelişmiş Batı ülkelerinde, cinsel saldırganlığın/
cinsel istismar davranışının uzun dönemdeki
olumsuz sonuçları göz önüne alınarak, özellikle
cinsel olarak agresif davranışları olan ergenler
için giderek artan sayıda tedavi programları
oluşturulmuştur. Başlangıçta tedavi yaklaşımı
yetişkin cinsel saldırganlara uygulanan yaklaşı-
ma benzer olmuştur. Daha sonra yetişkin ve
ergen cinsel saldırganlığının birbirinden en az üç
kritik etmen açısından farklı olduğu öne
sürülmüştür. Bu etmenlerden birincisi, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi boyunca ergenlerin işlevselliğini olgunlaşma yönünde artıran
değişikliklerin olmasıdır. Gençler, yaşla birlikte kazandıkları olumlu psikosoyal ve psikoseksüel
değişiklikleri, toplumsal kurallara ve standartlara daha uygun davranabilecek şekilde kişilik
ve davranışlarına entegre edebilmektedirler.
İkincisi, gençler, erişkin saldırganlardan mağdur
sayısı, mağdur karakteristikleri ve sapkın cinsel
ilgi açısından farklılıklar göstermektedirler.
Çoğunun genellikle yalnızca bir mağduru
olmakta ve bu kişi tipik olarak gençle yakınlığı
olan bir kişi olmaktadır. İkiden fazla mağduru
olan genç saldırganların %40’ı, her iki cinsiyeti
de mağdur etmektedir. Genç saldırganların cinsel fantezileri de daha yüksek oranda sapkın
olmayan nitelikte ve yaşlarıyla uyumlu partnerlere yönelik olmaktadır. Üçüncüsü, aile etmenlerinin gençte cinsel istismar davranışı
gelişmesinde kritik öneme sahip olmasıdır.
Stresli aile ortamı, ilgisiz ya da reddedici annebaba tutumları cinsel saldırganlığı olan
gençlerde sık rastlanan aile özellikleridir ve
tedavi hedefleri belirlenirken göz önünde tutulmalıdır (Bourgon ve ark. 2005).
Bu etmenler dikkate alındığında, bu yazıda
sunulan olgular açısından da genel tedavi, prognoz ve önleme yaklaşımlarıyla ilgili bir çerçeve
ortaya çıkmaktadır. Bu çerçeveyi şöyle özetleyebiliriz:
Cinsel istismar davranışı gösteren gençlerin
tedavisinde; ergenlik döneminde süre giden,
cinsel ve sosyal olgunlaşmayı da içeren gelişimsel değişiklikleri dikkate almak önemlidir. Bu
gençlere, toplumsal kurallara ve standartlara
uygun davranmalarını sağlamak için psikosoyal
ve psikoseksüel becerileri kazandırmaya yönelik
psikoterapötik girişimlerde bulunulurken, saptanan ek psikiyatrik sorunların tedavisi ihmal
edilmemelidir. Ayrıca, cinsel istismar davranışı
gösteren çocuk ve ergenlerin dışlanmaması,
damgalanmaması, olumlu davranış ve alışkanlıklar kazanmaları konusunda desteklenmesine
de tedavi programlarında dikkat edilmelidir.
Erişkinlere kıyasla cinsel istismar davranışı
gösteren gençlerde sapkın, parafilik cinsel
davranışlar azdır ve bu iyi prognoz göstergesi
kabul edilebilir. İstismar davranışı için zemin
hazırlayan sosyoekonomik ve aile etmenlerinin
önemi açıktır ve önleme/tedavi programlarında
mutlaka üzerinde durulmalıdır. Parçalanmış
ailelerden gelen çocuklara yönelik sosyal destek programlarının geliştirilmesi gereklidir.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Pts Hzr 11, 2012 4:13 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

istismarın önlenmesinde “mağdur” olanın “yeni
mağdurlar” yaratabileceği gerçeği göz ardı
edilmemelidir. Cinsel istismar davranışı olan
gençler ve çocuklar tedavi edilirken, “cinsel
istismar kısır döngüsü”nün kırılması için mağ-
dur olan çocuklar üzerinde de durulmalı, gerekli durumlarda (ulaşılabiliyorsa) bu çocuklar da
tedavi edilmelidir. Cinsellik yaşam boyudur ve
cinsellikle ilgili gereksinim duyulan bilgiler
farklı yaş dönemlerinde farklılaşmaktadır. Bu
açıdan ülkemizde cinsel eğitimin yaygınlaştırılması, her yaşa uygun ayrı eğitim programlarının
hazırlanıp uygulanması yerinde olacaktır.
Çocuklar uygunsuz cinsel davranışlar konusunda eğitilmeli, böyle bir davranışa maruz kaldıklarında ailelerine ve/ya da öğretmenlerine
durumu bildirme konusunda yüreklendirmelidirler. Çocuk ve ergenlerde cinsel istismarın
olumsuz sonuçları açısından toplum genelinde
farkındalığın artırılması istismarı önlemede
önemlidir.
KAYNAKLAR
Allard-Dansereau C, Haley N, Hamane M ve ark. (1997)
Pattern of child sexual abuse by young aggressors.
Child Abuse Negl 21:965-974.
Almond L, Canter D, Salfati CG (2006) Youths who sexually harm: A multivariate model of characteristics. J
Sex Aggression 12:97-114.
Bourgon G, Morton-Bourgon KE, Madrigano G (2005)
Multisite investigation of treatment for sexually abusive
juveniles. The [CENSORED] O ender: Issues in Assessment,
Treatment, and Supervision of Adult and Juvenile
Populations 5. Cilt içinde, BK Schwartz (ed) Civic
Research Institute, Kingston, NJ, s:15-17.
Brown SM (2000) Healthy sexuality and the treatment of
sexually abusive youth. SIECUS Rep 29:40-46.
Courtois CA (2000) The sexual after-e ects of
incest/child sexual abuse. SIECUS Rep 29:11-16.
Doğan S (2005) Çocukluk çağı travmalarının erotizasyonu. 14. Anadolu Psikiyatri Günleri Özet Kitabı,
Kapadokya, s:48-49.
Doğan S (2006) Cinsellikten tiksinti duyma bozukluğu:
Davranışçı tedaviye olumlu ve hızlı yanıt veren bir olgu.
Klinik Psikiyatri Dergisi 9:191-197.
Fehrenbach P, Smith W, Monastersky C ve ark. (1986)
Adolescent sexual o enders: O ender and o ense characteristics. Am J Orthopsychiatry 56:225-233.
161
Cinsel İstismar Davranışı Gösteren Ergenler162
Güz H, Doğanay Z, Çolak E ve ark. (2003) Konversiyon
bozukluğunda çocukluk çağı travma öyküsünün psikiyatrik belirtiler etkisi var mı? Klinik Psikiyatri Dergisi
6:80-85.
Gölge ZB (2005) Cinsel travma sonrası oluşan ruhsal
sorunlar. Nöropsikiyatri Arşivi 42:19-28.
Hutton L, Whyte B (2006) Children and young people
with harmful sexual behaviours: First analysis of data
from a Scottish sample. J [CENSORED] Aggression 12:115-125.
Johnson TC (2000) Sexualized children and children
who molest. SIECUS Rep 29:35- 39.
Kaplan HS (1995) The Sexual Desire Disorder:
Dysfunctional Regulation Of Sexual Motivation.
Brunner/Mazel, Publishers, New York.
Kara B, Biçer Ü, Gökalp AS (2004) Çocuk istismarı.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 47:140-151.
Karakaya I, Üneri ÖŞ, Coşkun A (2005) Çocukluk cinsel
istismarı: Bir olgu nedeniyle tanı güçlükleri. Çocuk ve
Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi 12:141-144.
Keskin G, Çam O (2005) Çocuk cinsel istismarına psikodinamik hemşirelik yaklaşımı. Yeni Symposium 43:118-
125.
Maltz W (2000) Sexual healing from sexual abuse.
SIECUS Rep 29:19-23.
Öztürk Kılıç E (1993) Çocuk cinsel istismarının psikiyatrik yönleri. Nöropsikiyatri Arşivi 30:453-458.
Ryan G, Lane S (1997) Juvenile Sexual O ending:
Cause, Consequences, and Corrections. Jossey-Bass,
San Francisco.
Ryan G (2000) Perpetration prevention: The forgotten
frontier in sexuality education and research. SIECUS
Rep 29:28-34.
Sezgin AU, Yavuz F, Yüksel Ş (1995) Cinsel taciz olgularında kurumlararası bir çalışma modeli. Kriz Dergisi
3:20-25.
Shaw JA (1999) Sexual Aggression. American
Psychiatric Press, Washington, DC.
Van Outsem R (2007) Sexually abusive behaviour in
juveniles: Deviant and non-deviant pathways. J Sex
Aggression 13(2):169-179.
Worling JR, Langstrom N (2003) Assessment of criminal
recidivism risk with adolescents who have o ended sexually: A review. Trauma Violance Abuse 4:341-362.
Yılmaz G, İşiten N, Ertan Ü ve ark. (2003) Bir çocuk
istismarı vakası. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi
46:295-298.
Zoroğlu SS, Tüzün Ü, Şar V ve ark. (2001) Çocukluk
dönemi istismar ve ihmalinin olası sonuçları. Anadolu
Psikiyatri Dergisi 2(2):69-78.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım Forum Ana Sayfa -> Psikiyatri Makaleleri Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

"

Psikoloji ARAMA MOTORU

Loading
Loading
" Review http://psikolojik.forumup.web.tr on alexa.com Sesliduyar toplist ForumMavi Uzman Tavsiye Portalı ALLAH YÜCEDİR kuran meali, türkçe kuran psikolojiktir gecer

:. PsikolojiMedya Sayfaya Giriş .:



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse - TOS & Privacy.
Powered by forumup.web.tr forum gratis free, create open your free forum! Created by Hyarbor & Qooqoa - Auto ICRA

Page generation time: 0.318