psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım Forum Ana Sayfa psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım
Psikolojinin ilgi alanına giren herşey, Uzman Danışmanlık.
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

3-5 Yaş Grubu Kurum Bakımındaki Çocuklarda Ruhsal Hastalık

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım Forum Ana Sayfa -> Psikiyatri Makaleleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Ads






Tarih: Sal Oca 23, 2018 2:06 pm    Mesaj konusu: Ads

Başa dön
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:21 pm    Mesaj konusu: 3-5 Yaş Grubu Kurum Bakımındaki Çocuklarda Ruhsal Hastalık Alıntıyla Cevap Gönder

Lütfen kopyalamayınız...

3-5 Yaş Grubu Kurum Bakımındaki Çocuklarda Ruhsal Hastalık
Sıklığı ve İlişkili Etmenler




Dr. Muhammed AYAZ
Dr. Ayşe Burcu AYAZ
Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL
Dr. Işık KARAKAYA
Dr. Şahika GÜLEN ŞİŞMANLAR
Dr. Ahmet YAR
Dr. Ekrem ŞENTÜRK
Dr. Sema DİKMEN




Amaç: Bu çalışmada, kurum bakımında yaşayan 3-5 yaş aralığındaki çocukların ruhsal bozukluk sıklığını ve şiddetini saptamayı, ruhsal bozukluk tanıları ile ilişkili etmenleri araştırmayı ve elde edilen bulguları kendi aileleri tarafından büyütülen çocukların oluşturduğu toplum örneklemi verileri ile karşılaştırmayı amaçladık.
Yöntem: Kocaeli ilindeki 3 kurumda kalan 34 çocuk yaş ve cinsiyet açı-
sından eşleştirildikleri toplum örneklemi ile karşılaştırılmıştır. Çocuklar
DSM IV’e dayalı klinik görüşme kullanılarak değerlendirilmiştir. Veri
toplamada sosyodemografik bilgi formu ve Erken Çocukluk Envanteri-4 (EÇE-4) ebeveyn formu kullanılmıştır.
Bulgular: Kurum çocuklarının daha fazla ruhsal bozukluk tanısı aldığı
görülmüştür. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, reaktif bağlanma bozukluğu, karşıt olma karşı gelme bozukluğu, davranım bozuklu-
ğu ve yaygın gelişimsel bozukluk belirti şiddetinin kurum çocuklarında
toplum örnekleminden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş, baba ile
geçirilen süre, kurumda geçirilen süre, kardeş sayısı, fiziksel nedenlerle hastaneye başvuru sayısı ve kuruma verilmeden önce istismar öyküsü
ruhsal belirtileri yordayıcı etkenler olarak saptanmıştır.
Sonuç: Bu bulgular kurum çocuklarının ruhsal bozukluklar açısından
risk altında olduğunu ve bu çocuklar için kurum bakımı kadar koruyucu önlemlerin de önemli olduğunu göstermektedir. Sonuçlarımız kurum bakımındaki çocukların ruh sağlığının korunması açısından gerekli adımların atılması gerektiğini düşündürmüştür.
Anahtar Sözcükler: Kurum bakımı, ruhsal bozukluklar
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:22 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SUMMARY
Prevelance of Mental Disorders and Associated Factors in
Institutionalized 3-5 Year Old Children
Objective: In this study, we aimed to determine the prevelance and
severity of mental disorders in institutionalized children between the
ages of 3-5 years, investigate the factors associated with the mental
disorders and compare these findings with the data of a community
sample composed of children who were raised by their own families.
Method: Thirty-four children raised in three institutions in Kocaeli were
compared with an age- and sex-matched community sample. Children
were assessed according to DSM-IV diagnostic criteria. The Sociodemographic information form, and Early Childhood Inventory-4
(ECI-4) parent scale were used for data collection.
Results: Children that were reared in institutions had evidence of higher
rates of mental disorders. In institution-reared children, symptom
severity of attention deficit hyperactivity disorder, reactive attachment
disorder, oppositional deficient disorder, and pervasive developmental
disorder were higher than the community subjects. Age, time spent with
father, duration of institutionalization, number of siblings, number of
hospital admissions because of physical symptoms and presence of abuse
before institutional care were determined to be predictive factors for
psychiatric symptoms.
Conclusion: These findings revealed that institutionalized children are
at risk for mental disorders and protective measures are as important as
instutional care for these children. Our results suggest that essential steps
should be taken to protect the mental health of children in institutional
care.
Key Words: Instution-reared children, mental disorders, ECI-4
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

GİRİŞ
İhmal, istismar, ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin ölü-
mü, yoksulluk, boşanma, ebeveynlerde ruhsal hastalıkların olması ve aile içi sorunlar gibi nedenlerle ebeveynler çocuklarla ilgili sorumluluklarını yerine getirmedikleri zaman çocuklar koruma altına alınmaktadır (Zeenah ve ark. 2003, Erol ve
Şimşek 2007).
Çocuk yuvaları, 0-12 yaş arası korunmaya muhtaç çocukların bedensel, eğitsel, psikososyal gelişimlerini, sağlıklı bir kişilik ve iyi alışkanlıklar kazanmalarını sağlamakla görevli ve yü-
kümlü yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Aile veya yakınları
yanında bakılamayacak durumda olan ve ailelerinin yanında
desteklenmeleri mümkün olamayan çocuklar yuvalara yerleş-
tirilmektedir. 2009 verilerine göre Türkiye’de 0-12 yaş arasında 6395 çocuk çeşitli bakımevlerinde bakılmaktadır (SHÇEK
2009).
Kurum bakımına alınan çocukların birçoğu kurum bakımı-
na alınmadan önce travmatik yaşam olaylarına maruz kalmaktadır. Ayrıca kurum bakımına alınma sürecinde zorluklar ve uyum sorunları görülmektedir. Bu çocuklar terk edilme, ihmal, reddedilme ve yetersiz eğitim alma gibi sorunlarla mücadele etmektedir. Erken çocukluk döneminde yaşanan
olumsuz yaşam olayları ile ruhsal bozukluklar arasındaki ilişki
birçok çalışmada ortaya konulmuştur (Zeenah ve ark. 2009,
Milot ve ark. 2010). Çocukların ebeveynlerinin yaşıyor olması, aile sorunları nedeniyle kurum bakımına alınma, kurum bakımına alındıktan sonra aileyle ilişkisinin devam etmesi ve aile sorunlarına maruz kalma çocukların ruh sağlığı-
nı etkilemektedir. Ebeveynlerin yaşıyor olması ve çocuklarına
bakmamaları kayıp ve terk edilme duygularını arttırmaktadır.
Aile düzensizliğinin çocukların ruh sağlığını hem kurum bakımına alınmadan önce hem de aileyle görüşüyorlarsa kurum
bakımına alındıktan sonra olumsuz etkilediği belirlenmiştir
(Lee ve ark. 2010).
Kurum bakımındaki çocuklar sağlık, beslenme ihtiyaçları ve
uyaran eksikliği nedeniyle büyüme gelişme sorunları yaşamaktadır. Bu çocukların uyaran eksikliği ve yakın ilişki kurma ihtiyaçları genel gelişim, duyusal-motor, dil ve zeka alanlarında geriliğe neden olmaktadır. Ayrıca uzun süreli ve kalı-
cı bakımverenlerin olmaması sosyal, davranışsal ve duygusal
gelişimlerinin olumsuz etkilenmesine katkıda bulunmaktadır
(Gunnar ve ark. 2000).
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:25 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Kurum bakımında büyüyen çocuklar, ailelerinin yanında bü-
yüyen çocuklara göre daha fazla hareketlilik, karşı gelme, saldırgan davranışlar, depresyon, anksiyete ve somatik yakınmalar göstermektedir (Pluye ve ark. 2001, Ford ve ark. 2007,
Schmid ve ark. 2008, Şimşek ve ark. 2008). DSM III-R
(Amerikan Psikiyatri Birliği 1987) ve DSM IV (Amerikan
Psikiyatri Birliği 1994)’e göre tanı konulan çalışmalarda kurumda kalan çocuk ve ergenlerde bağlanma bozukluğu-BB (%17-50), davranım bozukluğu-DB (%17–45), dikkat ekikliği hiperaktivite bozukluğu-DEHB (%10–30), depresyon (%4–30) ve yaygın anksiyete bozukluğu-YAB (%4–20)
sık görülen ruhsal bozukluklardır. Bu çalışmalarda kurum bakımındaki çocukların %40-96’sının en az bir ruhsal hastalık tanısı aldığı saptanmıştır (Zeenah 2000, Tarren-Sweeney
2008). Kurum çocuklarında ruhsal hastalık sıklığı yüksek olmasına rağmen ruhsal nedenlerle hastaneye başvurunun ve
psikofarmakolojik/psikoterapötik tedavi sıklığının az olduğu
belirlenmiştir (Nützel ve ark. 2005).
Kurum bakımına alınma yaşının küçük olması, kurumda kalış süresinin uzun olması, istismar ve ihmal nedeniyle kuruma
alınma, kurum değişikliği, tekrarlayan fiziksel hastalığın varlı-
ğı, bakım verenin niteliği ve aile ile iletişimin olmaması duygusal ve davranışsal sorunları arttırıcı etmenler olarak saptanmıştır (Şimşek ve ark. 2008)
Çocukların genetik farklılıkları, yaşadıkları travmalar, kuruma alınmadan önce ve sonra yaşadıkları deneyimlerin farklı
olması ve aileden alınan bilginin yetersizliği bu çocuklarla yapılan çalışmaları zorlaştırmaktadır (Lee ve ark. 2010). Kurum
bakımında 6 yaşın altındaki çocuklarda yeterli öykü alınamaması ve bu yaş grubuna uygun ölçeklerin yeterli olmaması nedeniyle çalışmacılar genellikle davranışsal sorunlar ve gelişim,
dil ve bilişsel gerilikler üzerine odaklanmıştır. Bu yaş gru [CENSORED] ruhsal bozuklukları tarayan çok az çalışmaya rastlanmış-
tır. Romanya kaynaklı bir çalışmada kurum bakıcılarının geri
bildirimlerine dayanarak kurumda kalan 2-6 yaş grubundaki çocuklar incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda çocukların yüksek oranda gelişimsel gerilik, fiziksel büyüme geriliği
ve anksiyete/duygudurum bozuklukları belirtileri gösterdikleri bildirilmiştir. Kurumda kalış süresinin ise en önemli yordayıcı olduğu saptanmıştır (Ellis ve ark. 2004).
Bu çalışmada, ülkemizde kurum bakımında yaşayan 3-5 yaş
aralığındaki çocukların DSM-IV ölçütlerine göre ruhsal bozukluk sıklığını belirlemek, ruhsal bozukluk tanıları ile ilişkili
etmenleri araştırmak ve elde edilen bulguları toplum örneklemi verileri ile karşılaştırmak amaçl
anmıştır.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yöntem
Çalışma grubu Kocaeli ilinde toplam 3 kurumda kalan 3-5
yaş grubundaki tüm çocuklardan oluşturuldu. Karşılaştırma
grubu olarak alınan toplum örneklemi ise aynı ölçme araç-
larının kullanıldığı ve benzer şekilde değerlendirmelerin yapıldığı tabakalı, çok aşamalı, kümeli, rasgele örneklem yöntemiyle yapılan EÇE-4 ölçeğinin geçerlilik güvenirlik çalış-
masının saha örneklemini oluşturan 204 denekten seçildi.
Çalışmamızın toplum örnekleminde, kurum örneklemi ile
aynı cinsiyette olan ve yaşı kurum çocuğuna en yakın 34 çocuğun verisi kullanıldı. Çalışmamızın toplum örneklemi se-
çilirken saha örneklemi içerisinde aynı cinsiyette ve yaşta tek
çocuk varsa o çocuğun verisi, eğer birden fazla çocuk varsa 3
alfabede ismi önce gelen çocuğun verisi kullanıldı.
Ölçme Araçları
Sosyodemografik Bilgi Formu: Bu formda çocuğun yaşı, cinsiyeti ve ailesi ile ilgili bilgilerin yanı sıra kurum bakımına
alınma yaşı, kurumda geçirdiği süre, kurum bakımına alınmadan önce istismar varlığı, kurum bakımına alındıktan sonra ebeveynleri ile görüşme, kurum bakımına alınırken ruhsal
değerlendirme yapılıp yapılmadığı ve misafir aileye gitme gibi
etkenler yer aldı.
Erken Çocukluk Envanteri-4/EÇE-4 (Early Childhood
Inventory-4): EÇE–4, 3-5 (3 yaşından gün almış, 6 yaşından
gün almamış) yaşları arasındaki çocukların DSM-IV tanı öl-
çütlerine göre davranışsal, duygusal ve bilişsel belirtileri de-
ğerlendirmeye yardımcı olan bir ölçektir. Sprafkin ve Gadow
tarafından geliştirilmiştir. EÇE-4’te, 3-5 yaşlarında nadir gö-
rülen şizofreni gibi bozukluklar sorgulanmamış, ancak bu
yaşlarda daha sık görülebilen beslenme ve uyku bozuklukları,
bağlanma bozukluğu gibi tanılar dahil edilmiştir (Gadow ve
Sprafkin 1997, 2000).
EÇE-4, “hiçbir zaman”, “bazen”, “sık sık”, “hemen her zaman” olmak üzere oranlandırılan 108 sorudan oluşur. Ayrıca
envanterin ilk bölümü çocuğun gelişimsel özelliklerini sorgulayan 12 soru içermektedir. Bunlardan ilk dört soru dil geli-
şimini, 5. soru kaba motor gelişimi, 6. soru ince motor geli-
şimi ve 7-12 maddeler arası 6 soru kişisel sosyal alanı sorgulamaktadır. Sprafkin ve Gadow EÇE-4’ü, belirti sayısı puanı ve belirti şiddeti puanı olmak üzere iki farklı şekilde puanlandırmıştır. Belirti sayısı puanlama yöntemine göre “hiç-
bir zaman” ve “bazen” 0 , “sık sık” ve “hemen her zaman” 1
olarak puanlanır. EÇE-4’teki her bir bozukluk için alınan puanlar toplanır. Bu toplam DSM-IV tanısı için gerekli en az
belirti sayısına eşit veya fazla ise o bozukluk için belirti öl-
çüt puanı “evet” olarak değerlendirilir. Belirti şiddeti puanlama yöntemine göre “hiçbir zaman” 0, “bazen” 1, “sık sık”
2, “hemen her zaman” 3 olarak puanlanır. Her bir bozukluk
için belirtilen maddelerin puanları toplanır ve ilgili bozuklu-
ğun belirti şiddeti puanı elde edilir (Gadow ve Sprafkin 1997,
2000). Türkiye’de geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır
(Başgül ve ark. 2009). Çocuğun ebeveynleri ve okula gidiyorsa öğretmeni tarafından doldurulan iki ayrı ölçek formu bulunmaktadır. Bu çalışmada ebeveyn formu kullanıldı.
DSM-IV Tanı Ölçütlerine Dayalı Klinik Görüşme:
Araştırmaya katılan tüm çocukların temel bakımvereni ile
DSM-IV tanı ölçütlerine dayalı bir klinik görüşme yapıldı.
İşlem: Sosyodemografik bilgi formu çocukların kurum dosyaları incelenerek ve kurumların sosyal hizmet uzmanları ile
görüşülerek, kontrol gru [CENSORED] ebeveynlerinden bilgi alınarak
çalışmacılar tarafından dolduruldu. Sosyodemografik bilgileri
tam olarak bilinmeyen 5 çocuk çalışmaya alınmadı. Çocukla
en fazla zaman geçiren bakımverene EÇE-4 anl
atıldı ve
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

doldurmaları istendi. EÇE-4’te kurum çocuklarının dil, ince
motor, kaba motor ve kişisel-sosyal gelişimlerini değerlendiren 12 maddelik alandan 3 madde ya da daha fazla maddenin
olumsuz cevaplandığı 4 çocuk çalışmadan çıkarıldı. Ölçekler
araştırmacılar tarafından toplanıp eksikleri kontrol edildikten
sonra, çocuk ve bakımvereni araştırmacı hekim tarafından uygun şartlardaki bir odada görüşmeye alındı. DSM IV tanı sı-
nıflaması temel alınarak çocuğun ruhsal değerlendirmesi yapıldı. EÇE-4’te işaretlenen belirtilerin varlığı çocukların di-
ğer çocuklarla ilişkileri ve serbest oyun sırasındaki davranışları sırasında da gözlendi. Çocukların eksen I tanıları DSM 1V
tanı ölçütlerine dayalı klinik görüşme, serbest oyun gözlemi
ve EÇE-4’ten elde edilen verilerin ortak değerlendirmesiyle
belirlendi. Kurum çocuklarının verileri benzer şekilde DSM
IV’e dayalı klinik görüşme, serbest oyun gözlemi ve EÇE-4
uygulanarak yapılan EÇE-4 ölçeğinin geçerlilik güvenirlik çalışmasından seçilen saha örneklemi ile karşılaştırıldı. Klinik
tanı alan çocuklar izlem ve tedavileri için çocuk ruh sağlığı
merkezine yönlendirildi.
İstatistik: Veriler, Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı
(Statistical Program for Social Sciences-SPSS for Windows,
13.0) kullanılarak analiz edildi. Kategorik verilerin karşılaş-
tırılmasında Ki-kare (X²) Testi ya da Fisher’s Exact Testi, sü-
rekli verilerin karşılaştırılmasında Student-t Testi uygulandı.
İlgilenilen bağımlı değişken üzerine seçilen bağımsız değiş-
kenlerin öngörücülüğü Çoklu Regresyon Analizi ile değerlendirildi. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p≤ .05 olarak kabu
l edildi.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:28 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

BULGULAR
Çalışmaya her bir grupta 34 çocuk olmak üzere toplam 68
çocuk alınmıştır. Her iki gruptaki çocukların yaş ortalaması 4.84±0.82 (min:3,19, max:5,96)’dir. Her grupta 18 erkek
(%52,9) ve 16 kız (%47,1) yer almaktadır. Kurum bakımında
kalan çocukların kurumda geçirdikleri süre 24,4±2,7 (min:3,
max:55) ay, bilgi alınan bakımvereniyle geçirdiği süre 9,1±1,0
(min:2, max:24) ay olarak belirlenmiştir. Kurum bakımındaki çocukların sosyodemografik özellikleri Tablo 1’de özetlenmiştir.
Gruplar deneklerin aldıkları en az bir ruhsal hastalık tanı-
sı açısından karşılaştırıldığında, kurum çocuklarından 22’si
(%64,7), toplum örnekleminde çocuklardan 13’ü (% 38,2)
en az bir ruhsal hastalık tanısı almıştır. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (Χ2
=4,769, p=0,029). Tablo 2’de DSM
IV’e dayalı klinik görüşme, serbest oyun gözlemi ve EÇE-
4’ten elde edilen verilerle belirlenen ruhsal bozukluk tanıları gösterilmektedir.
Çocuklar, EÇE-4 kullanılarak hesaplanan ruhsal belirti puanlarının toplanması ile elde edilen belirti şiddetleri açısından değerlendirildiğinde; DEHB, KOKGB, DB, YGB, BB 4
ve toplam belirti şiddeti kurum çocuklarında, yeme bozukluğu şiddeti ise saha örnekleminde daha yüksek saptanmıştır
(p≤.05). Tablo 3’te EÇE-4’ten elde edilen ruhsal belirti şiddeti puanları gösterilmektedir.
Ruhsal hastalık şiddeti ilişkili etmenler açısından değerlendirildiğinde; yaş, baba ile geçirilen süre, kurumda geçirilen
süre, kardeş sayısı, fiziksel nedenlerle hastaneye başvuru sayı-
sı ve kuruma verilmeden önce istismar öyküsünün ruhsal hastalık şiddetini arttıran etkenler olduğu saptanmıştır (p≤.05).
Tablo 4’te kurum çocuklarında sosyodemografik değişkenlerin EÇE-4’ten elde edilen toplam belirti şiddeti puanlarına etkilerini gösteren regresyon modeli özeti gösterilmektedir.


Tablolar Aşağıdadır.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
admin
Site Admin


Kayıt: 15 May 2012
Mesajlar: 785

MesajTarih: Sal May 29, 2012 6:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

TARTIŞMA
Çalışmamızın sonucunda kurum bakımındaki çocuklarda saha örneklemine göre daha fazla ruhsal bozukluk görülmüştür. Kurumda kalan çocukların %64,7’si en az bir ruhsal bozukluk tanısı alırken bu oran saha örnekleminde %38,2
olarak belirlenmiştir. Bu yaş gru [CENSORED] ruhsal bozukluk tanılarını değerlendiren çok az sayıda çalışmaya rastlanmıştır.
Toplum örnekleminin seçildiği çalışmada 3-6 yaş grubundaki 204 çocuktan %41,7’si en az bir ruhsal hastalık tanısı almıştır (Başgül ve ark. 2009). DSM IV kriterlerine göre yapı-
lan Romanya kaynaklı bir çalışmada kurumda büyüyen çocukların %53,2’sinin en az bir ruhsal hastalık tanısı aldığı belirlenmiştir (Zeenah ve ark. 2009). Ülkemizde 3-5 yaş grubu
kurum çocuklarında yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır.
ICD-10 (Dünya Sağlık Örgütü 1992) kriterlerine göre tanı
konulan bir çalışmada kurum bakımında büyüyen çocukların
%57,1’inin en az bir ruhsal bozukluk tanısı aldığı saptanmış-
tır (Nützel ve ark. 2005). 12-17 yaş arasında ergenlerde yapılan bir çalışmada ise gençlerin %73’ü en az bir ruhsal bozukluk tanısı almıştır (Stahlberg ve ark. 2010). Kurum bakı-
mında yaşayan 3-5 yaş grubu çocuklarda saptanan ruhsal bozukluk sıklığı daha önce farklı yaş grubu kurum çocuklarında yapılan çalışmalardaki sonuçlarla benzerlik göstermektedir.
Sonuçlarımız kurum bakımındaki çocuklarda okul öncesi dö-
nemde ruhsal değerlendirme ve tedavilerin yapılmasının önemini vurgulamaktadır.
DSM III ve DSM IV tanı ölçütlerine göre kurum bakımındaki okul çağı çocukları ve gençlerde yapılan çalışmalarda DEHB oranının %10-48 arasında olduğu belirlenmiş-
tir (Zeenah 2000, Tarren-Sweeney 2008, Stahlberg ve ark.
2010). Bizim çalışmamızda ise DEHB oranı %41,2 olarak
saptandı. Yaklaşık 4 yaşına kadar kurum bakımında büyüyüp
daha sonra evlat edinilen erken ergenlik dönemindeki çocuklarda yapılan bir çalışmada 6 ve 11 yaşlarında DEHB değerlendirmesi yapılmış, 11 yaşında DEHB belirtilerinin devam
etmesi erken çocukluk yaşlarındaki yoksunluk ile ilişkili bulunmuştur. Ayrıca dikkat eksikliği ve hareketlilik belirtilerinin
davranış sorunları, bağlanma sorunları ve yönetici işlev sorunları ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (Stevens ve ark. 2008). Bu
açıdan bizim sonuçlarımız koruyucu ruh sağlığı adına dikkat
çekici olarak değerlendirilebilir.
Yıkıcı davranış bozukluklarından KOKGB ve DB belirti şiddeti kurum çocuklarında daha yüksek bulundu. Büyük yaş
gru [CENSORED] yapılan çalışmalarda DB en sık görülen ruhsal bozukluklardan biridir ve DB’nin %17-45 oranında görüldüğü
bildirilmektedir (Tarren-Sweeney 2008). Çalışmamızda ölçü-
len DB belirti şiddetinin kurum çocuklarında yüksek bulunması, bu çocuklar tanı almasalar bile DB belirtilerinin bu yaş
gru [CENSORED] görülmeye başladığını düşündürmüştür.
Beklendiği gibi BB belirti şiddeti kurum çocuklarında daha
yüksek bulundu. Yapılan çeşitli çalışmalarda kurum çocuklarının bakımverenlerle bağlanmasının olmadığı ya da patolojik bağlanma biçimlerinin sık olduğu saptanmıştır (Smyke ve
ark. 2002, Smyke ve ark. 2010, Vorria ve ark. 2003
, Zeenah
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    psikoloji forumu; psikolojik bilgi, online psikolojik yardım Forum Ana Sayfa -> Psikiyatri Makaleleri Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

"

Psikoloji ARAMA MOTORU

Loading
Loading
" Review http://psikolojik.forumup.web.tr on alexa.com Sesliduyar toplist ForumMavi Uzman Tavsiye Portalı ALLAH YÜCEDİR kuran meali, türkçe kuran psikolojiktir gecer

:. PsikolojiMedya Sayfaya Giriş .:



Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse - TOS & Privacy.
Powered by forumup.web.tr forum gratis free, create open your free forum! Created by Hyarbor & Qooqoa - Auto ICRA

Page generation time: 0.673